ISLAMISCHES BESTATTUNGSINSTITUT
Bestattungen und Überführungen in alle islamischen Länder
Erledigung aller Formalitäten


CENAZE NAKİL ve DEFİN SERVİSİ
 
  
  BREMEN - HAMBURG - NIEDERSACHSEN - NORDRHEIN WESTFALEN  

VEFAT EDEN KİMSENİN MALINA TAALLUK EDEN HAKLARDA ÖLÇÜ

İnsan, hayatta kaldığı müddetçe, mal edinme ve meşru bir şekilde servetinden faydalanma hakkına sahiptir. Bu maldan aile efradının nafakasına harcar, muhtaçlara yardımda bulunur, misafirlere ikram ve yoksullara yedirir. Serveti artıp nisap seviyesine ulaştığı zaman zekât vermekle, kurban kesmekle mükellef olur.
Fâni hayattan ayrılacağını kesinleştiren bir hastalıkla yatağa düştüğü vakit, malında tasarruf hakkı üçte bire iner. Yapacağı vasiyyetler de bu mikdarla sınırlanmış olacaktır.
 
Bir kimse, ruhunu teslim ettiği andan itibaren menkul ve gayri menkul (taşınır ve taşınmaz) her türlü malı, sahip değiştirmiş ve varislerin mülkü durumuna gelmiş olur. Bu hususu dikkate almak ve o malı dinî ölçülere göre sarf veya muhafaza etmek gerekir.

Ölmüş bulunan kimsenin geriye bıraktığı mala dört türlü hak taalluk eder.
 
a. Ölen kimsenin techizü tekfini:
Ölen kimsenin mirası, yani arkaya bıraktığı mal, varisler arasında taksim edilmeden önce bu sıra dikkate alınmalı ve gereken yerlere sarf edilmelidir. Vasiyetleri yerine getirilmeden evvel miras taksim edilemez. Borçları ödenmeden önce vasiyetlerin ifâsına başlanmaması gerekir. Bunların hepsinden önce de cenazenin yıkanıp kefenlenmesi ve kabre defni ile ilgili hizmetler yerine getirilir.

Mevtânın techiz-ü tekfini ile ilgili sarfiyat, dinî ölçülere uygun biçimde ve israfa kaçmadan yapılmalıdır. Kabre giden ve cenazenin defninde hazır olan kimselere o maldan ziyafet verilemez. Eğer vasiyyette bulunmamış ise, fakirlere helva veya kabre gelenlere şeker dağıtmak gibi âdet kabilinden olan cihetlere harcama yapılamaz.
   
b. Borçlarının ödenmesi:
Senetli ve şahidli borçlar ile sözüne güven duyulan ve yalan söylemesi ihtimali bulunmayan kimselerin beyan etmeleriyle ortaya çıkan borçlar ödenir. Bunlar yapılmadan varislerin mal taksimine girişmesi, zamansız ve yanlış bir tasarruf olur. Başkalarının hakkına zarar verecek bu tasarruf, vefat eden kimsenin uhrevî üzüntüsüne; bu hatalı yolu takip edenlerin Cenâb-ı Hakk'ın huzurunda sorumlu olmasına sebep olur.
   
c. Vasiyetlerinin yerine getirilmesi:
Vasiyet; gerek bir malı gerekse bir menfaati, ölümden sonraki bir zamana bağlı olarak, bağış yoluyla temlik etmektir. Vasiyetin geçerli olması için o kimsenin akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve borçsuz olması gerekir. Şayet o kimsenin vârisi varsa, yapacağı vasiyetin arkaya bıraktığı malın üçte birini geçmemesi icap eder. Malın üçte birini aşan fazlalıkta varislerin müsadesi olmazsa o kısım geçerli sayılmaz. Şayet mirasçıların bir kısmı rıza gösterip diğerleri itiraz edecek olursa razı olanların hisseleri miktarınca muvafakatleri geçerli olur.

Kendisi lehine vasiyet edilecek şahsın ölen kimsenin kâtili veya mirasçısı olmamalıdır.

Mirasçıya vasiyet etmesi halinde, diğer vârislerin muvâfakat göstermesinin şart olmasının sebebi, onlardan bir kısmını vasiyyete tercih ederek birbirine gücenip darılmasını önleme hikmetinden ileri gelmektedir.

Vârislerin, vasiyet yapan şahsın ölümünden önce gösterecekleri muvâfakat, muteber olmaz. Çünkü kendilerine henüz bir hak intikal etmiş değildir ki, onu bağışlamış olsunlar.
   
d. Geri kalan malın varisler arasında taksimi:
Ölen bir kimsenin malını taksim edecek kimselerin dinî hükümleri dikkate almaları, mal karşısında insafı elden bırakmamaları, İslâmî hükümlere göre tesbit edilen payın dışında, kendine intikal edecek hisseyi kabul etmemeleri gerekir.

 

 

2006-08 © Akabe-Sevgi Islamische Bestattungen | Tasarım: HANSE Medien